10/30/2006


Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

New Jersey


.

Princeton Universitesi - New Jersey

Princeton Universitesi - New Jersey

10/20/2006

Iyi Bayramlar!


Bayram geldi coşalım, dosta kucak açalım
Küçükler eller öpsün, büyüklere koşalım
Sevelim sevilelim, umudedip coşalım
Kalplere ERİŞELİM bayramlar bayram olsun

Sevim E.TEZEL

Annie Leibovitz Brooklyn Museum'da!


Hani gecenler de bir fotografcidan bahsetmistim.. Hani ben resimlerine bayilirim demistim.. Hani New York'ta ki Barnes & Noble'a gelip, hayranlari ile bulusacak diye haber vermistim. Gittiniz mi bilmiyorum ama eger kendisini kacirdiysaniz, bugun Brooklyn Museum'da baslayacak Annie Leibovitz sergisine bir goz atin isterseniz. Bu arada hatirlarmisiniz bilmem Demi Moore hamileyken cektigi meshur fotograf, Brooklyn'deki serginin bir parcasi.

October 20, 2006–January 21, 2007
Brooklyn Museum
Morris A. and Meyer Schapiro Wing, 5th Floor

Location: 200 Eastern Parkway, Brooklyn, New York 11238-6052

Telephone: (718) 638-5000; TTY: (718) 399-8440

Admission: Suggested Contribution: $8; Students with Valid ID: $4; Adults 65 and over: $4;

Members: Free; Children under 12: Free

Hours: Wednesday–Friday: 10 a.m.–5 p.m.; Saturday–Sunday: 11 a.m.–6 p.m. Get detailed hours
Subway: Eastern Parkway/Brooklyn Museum Get detailed directions

10/19/2006

Apple Cider Party

Elma Suyu Partisi (Apple Cider Party)


Henuz sonbahar Manhattan'a gelmedi, ama biz daha fazla dayanamayip, onu karsilamaya Upstate'e gittik bile. Pazar gunu patronumuzun upstate New York'taki ciftligine 200 kisi davetliydik, hem sonbaharin gelisini kutlamak, hem de elma mevsiminin keyfini cikarmanin en guzel yolu diye tavsiye edilen ve ciftlikte ezilen elma sularindan icmek icin.

Housing Works Warehouse Sale


Join us for our second annual Warehouse Sale on Saturday October 28th from 10-5. The sale will feature $20 all-you-can-stuff bags of clothes, $5 shoes and accessories, and more!Located at 48-49 35th St in Long Island City in Queens* *Its just a short ride on the 7 train to 33rd St/rawson. After your off the train walk two blocks north to 35th St and turn right, walk three and a half blocks and the warehouse will be on your left.

Housing Works Teams up with Time-Out for "Salvage"

We teamed up with Time-out New York and Wary Meyers Decorative Arts to bring you "Salvage"Time Out New York asked the Meyers design team to trawl city streets in search of abandoned wares that could be converted into stylish pieces for the home. See what they found, how they salvaged the pieces--and then place your bid on any of the pieces. All proceeds from the auction benefit Housing Works.
Take a look at the Time Out article
.

10/18/2006

Gotan Project - 25 Ekim 'de Webster Hall'de


Su aralar en sevdigin grup hangisi deseler, tartismasiz Gotan Project derim. Iki yil once Central Park'ta verdikleri ucretsiz konserden beri, yeni albumlerinin cikmasini hevesle bekledigim bu grup, muhtesem guzellikteki yeni albumunu cikardi ve en sonunda, Lunatico turlari icin New York Webster Hall' da bir solukluk durma karari aldi. Nefeslerini hissetmek, o guzelim muziklerini dinlemek istiyorsaniz, iste bilgileri:
.
25 Ekim 2006 - Carsamba - 8pm
Bilet Fiyati : $ 30.00
.
Webster Hall
125 East 11th Street
(Take any train that goes to Union Square, walk south on 4th Ave, turn left on 11th street)

10/17/2006

The Road not Taken by Robert Frost



Two roads diverged in a yellow wood,
And sorry I could not travel both
And be one traveler, long I stood
And looked down one as far as I could
To where it bent in the undergrowth;
Then took the other, as just as fair,
And having perhaps the better claim,
Because it was grassy and wanted wear;
Though as for that the passing there
Had worn them really about the same,
And both that morning equally lay
In leaves no step had trodden black.
Oh, I kept the first for another day!
Yet knowing how way leads on to way,
I doubted if I should ever come back.
I shall be telling this with a sigh

somewhere ages and ages hence:
Two roads diverged in a wood,

and I
-I took the one less traveled by,

And that has made all the difference.

Sararmış ormanda ayrıldı ikiye yol
Üzgünüm, ikisinde birden gidemediğim için
O yolların tek yolcusu olmayı isterdim.
İlkine baktım, uzun uzun durup
Bakabildiğim kadar baktım
Uzaklıklara, çalıların dibine kadar
Sonra öbürüne baktım, hakçasına
Onda gitmeye daha çok hakkım olurdu belki
Çimenli olduğundan, ezilmeye ihtiyacı olduğu için
Ama, o iki yoldan da gideydim, aynı olurlardı
İkisini de ezip çiğnediğim için..
O sabah aynıydı ikisi de
Çiğnenip karalaşmamış yapraklar vardı üstlerinde
İlkini sakladım ertesi güne
Yolların yeni yolları çektiğini bilerek
O ayrıma bir daha dönmeyeceğimi de düşünerek
İç geçirerek, ahlayarak söylüyorum bunu
Yıllar, asırlar sonrası için..
Ormanda ayrıldı iki yol
Ve ben en az gidilmişinden gittim
Her şeyi de o değiştirdi zaten...

.

Yaprak Dökümü




Yaprak Dökümü

elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır
elli bin filim seyrettim yaprakların dökümünü gösterir
elli bin kere gördüm yaprak dökümünü
düşüşlerini sürünüşlerini çürüyüşlerini yaprakların
elli bin kere duydum ölü hışırtılarını kunduramın altında
avucumda ve parmaklarımın ucunda
ama yaprak dökümüne rastlamak yine de burar içimi
hele bulvarlarda yaprak dökümüne
hele kestaneyseler
hele çocuklar geçiyorsa oralardan
hele güneşliyse hava
hele iyi bir haber almışsam o gün dostluk üstüne
hele o gün sancımıyorsa yüreğim
hele sevdiğimin beni sevdiğine inanıyorsam o gün
hele o gün insanlarla ve kendimle aram iyiyse
yaprak dökümüne rastlamak burar içimi
hele bulvarlarla yaprak dökümüne
hele kestaneyseler.

Nazim Hikmet

New Housing Marketplace Plan

Diyelim ki New York'ta yasiyor ve ev almak istiyorsunuz, ama su anda ki finansal durumunuz, pesinat icin yeterli degil. Sorun degil, Bloomberg tarafindan baslatilan bir kampanya, gelir durumu dusuk New York'lular icin ev almak icin gerekli finansal yardimi yapiyor. Ama hersey de oldugu gibi , bu imkandan yararlanmak icin bazi talepleri var. Kimbilir belki icimizden biri bu gruba giriyordur, belki hayalindeki evi almak icin boyle bir yardimi bekliyordur. Neyse lafi uzatmayalim, web sitelerinde hersey acikca anlatilmis. Bir bakin bakalim, belki sirada siz varsinizdir:
.
Many New Yorkers want to buy a home but don't have enough money saved for their down payment and closing costs. As part of Mayor Bloomberg's "New Housing Marketplace Plan," the New York City Department of Housing Preservation and Development (HPD) created the HomeFirst Down Payment Assistance program. It provides qualified homebuyers with up to 6% of a home's purchase price toward the down payment or closing costs on a 1-4 family home, a condominium, or a cooperative in one of the five boroughs of New York City.
.

To qualify for the loan, a prospective homebuyer must meet all of the following criteria:
-Be a first-time homebuyer
-Complete a homebuyer education course taught by an
HPD-approved counseling agency
-Have his/her own savings to contribute to the down payment or closing costs
-Meet program income eligibility requirements ($56,700 is the maximum household income for a family of four. Maximum annual income varies depending on family size). Click here for details about
family composition and income limits
-Purchase a 1-4 family home, a condominium, or a cooperative for owner-occupancy in one of the five boroughs of New York City
-Live in the home purchased for at least 10 years

For more info : http://www.nyc.gov/html/hpd/html/buyers/downpayment.shtml

Manhattan'da ev sahibi olmak isteyenler icin duyuru- Basvuru icin son gun 31 Ekim

10/13/2006

Bunlari Biliyor muydunuz??


- New York, 26 Temmuz 1788 tarihinde Amerika Birlesik Devletleri'nin 11. eyaleti ilan edildi.

. New York, 1785-1790 yillari arasinda ulkenin baskenti oldu.

-1898 yilinda Brooklyn New York'a baglandi ve bu sayede New York dunyanin en buyuk ikinci sehri oldu.

- New York 62 ilceden olusuyor.

- Sehirdeki caddelerin uzunlugu 6400 mil.

- New York'ta toplam 1.000.000 adet bina bulunmaktadir.

- New york Eyaleti, 50 ada ve bunları anakaraya ve birbirine bağlayan 200 köprüden oluşuyor. · New York eskiden, “Empire City”, “The City”, “Beautiful”, “The Big Town” “Naked City” “The City that never sleeps” isimleri ile anıldıysa da, asıl ismi olan “Big Apple”'ı 1920'li yıllarda şehire ünlü olmaya gelen dönemin jazz müzisyenlerinden almış..

- Nufus 19.000.000 kisi.

- New York Times ilk kez 1851 yilinda basildi.

- New York'un resmi adi "The City of Greater New York".

- New York’un resmi çiçeği “Gül”.

- New York’un resmi hayvani "Kunduz".

- New York’un resmi bocegi "Tahtakurusu".

- New York’un resmi meyvesi "Elma".

- New York’un resmi kiymetli tasi "Lal Tasi"

- New York’un resmi baskenti "Albany".

- New York’un resmi website adresi:
www.ci.nyc.ny.us

- New York’un resmi baligi "Alabalik".

- New York’un resmi kardes sehri "Tokyo".

- New York’un resmi sarkisi, Frank Sinatra tarafindan seslendirilen "New York, New York".

- New York’un resmi kuşu “Blue Bird” denilen ve sadece Kuzey Amerika’da yaşayan küçük, mavi ve oldukça güzel sesli bir kuştur.

- New York belirli yasal haklara sahip 5 borough denilen bolgeden olusuyor. Bunlar sirasiyla, Manhattan, Queens, Brooklyn, Staten Island ve Bronx.

- En yuksek nokta "Mount Moray".

- New York'ta bulunan taksi soforleri 80 farkli dilde konusuyor.

- Sehirde 2 adet havaalani bulunmakta. JFK (John Fitzgerald Kennedy) ve La Guardia.

- Sehir finans, turizm & yayin ve tekstil alanlarinda inanilmaz bir basariya sahip.

- New York'un ust kisimlarinda yer alan "Niagara Caglayani" dakikada 500.000 ton su akitiyor.

- Her yil 35 milyon turistin ziyaret ettigi sehrin otellerinde, 65.000 yatak bulunmaktadir. Turistlerin 28 milyonu Amerikali, 7 milyonu ise diger milletlerden olusmaktadir. Toplam harcama tutarlari ise 14.000.000.000.00 dolar(ONDORT MILYAR DOLAR).

- Dünyadaki en büyük saat kulesi, Brooklyn “The Williamsburg Saving Bank" binasında ki saat kulesidir.

- İnşaatı bittiğinde, dünyanın en büyük katedrali olacak “St. John The Divine” New York’ta bulunmakta. 100 yıldır inşaatı devam etmesine rağmen halen tamamlanamamıştır. Girişte bulunan ve "Cennet Kapıları" olarak adlandırılan devasa kapıları yılda sadece iki kere açılmaktadır. Birincisi Paskalya sırasında, diğeri de "Hayvanları Kutsama" olarak adlandırılan ve Ekim ayının ilk Pazar günü yapılan törenler sırasında, içeri fillerin bile girmesini bile sağlamak için açıldığı söylenir.

- Dünyanın en uzun caddesi , Manhattan'da bulunan Broadway.

- Dünyanın en büyük ikinci el kitap satan kitapçısı, “Strand”, New York Union Square’de bulunmakta.

- Dünyanın ilk gökdeleni “Flatiron” 1902 yılında inşaa edildi.

- Ülkenin ilk Türk hamamı, 1863 yılında Brooklyn’de açıldı.

- Birlesmis Milletler merkezi, 1946 yilindan bu yana New York'ta bulunmakta.

- Carnegie Hall'da ki ilk konserlerden biri 1891 yilinda Peter Ilich Tchaikovsky tarafindan verildi .

- Columbia Universitesi 1754 yilinda "King's College" olarak, Ingiliz Krali 2. George tarafindan kuruldu.

- New York sokaklarinda her yil 200'den fazla film cekilmektedir. 4 mevsim konser, karnaval ve festival sehri olan New York'ta aklimiza gelen onemli gunler:

1. St. Patrick’s day Parade > 17 Mart günü, yeşiller içinde binlerce İrlandalı'nın katıldığı tören. Geçit töreni,5th Ave > 44-86 caddeleri arasında.

2. Easter Promenade> Paskalya’nın olduğu Pazar günü sabah 11’de. Geçit töreni,5th Ave > 44-86 caddeleri arasında

3. Martin Luther King Jr. day Parade > Mayıs ayının 3. Pazar günü, dünyanın en büyük sivil hak savunucusunun anısına, pek çok kilise ve kültür merkezinde tertip edilen konuşmalar, müzik gösterileri. Geçit töreni,5th Ave > 44-86 caddeleri arasında

4. National Puerto Rican Day Parade > Haziran ayının ilk Pazar günü inanılmaz renkli, dans ve müziğe doyacağınız bir gün. 5th Ave > 44-86 caddeleri arasında.

5. Central Park Summer Stage > Haziran ve Ağustos ayları arasında dünyaca ünlü müzisyenlerin parkta ücretsiz verdiği konserler serisi.

6. Metropolitan Opera Parks Concert > Haziran ayi icinde Metropolitan Operasi tarafindan sehrin degisik parklarinda verilen ucretsiz konserler serisi .

7. Lesbian & Gay Parade > Haziran ayı sonunda, cinsel tercih özgürlüğünü savunan eşcinsellerin renkli dünyalarını gösteren tören. Geçit töreni, 5th Ave > 52. cadde ve Christopher caddesi arasında

8. New York Jazz Festival > Haziran ayi sonlarinda verilen 200'den fazla jazz konser serisi.

9. New York Shakespeare Festival > Haziran sonu - Eylul .

10. Bryant Park Free Festival > Haziran - Ağustos ayları arasında ücretsiz dans gösterilerini, dev ekranda siyah-beyaz filmleri, müzik gösterilerini, tiyatroları izleyebileceğiniz ücretsiz festival.

11. Macy’s Fireworks Display > 4 Temmuz kutlamaları sırasında izleyebileceğiniz en güzel havai fişek gösterileri. Geçit töreni, East River > 23-42. caddeleri arasında

12. New York Philarmonic Concerts> Temmuz sonu - Ağustos başı, parkta piknik yaparken ücretsiz dinleyebileceğiniz dünyadaki en iyi philarmonic orkestralardan biri.

13. Macy’s Thanksgiving Day Parade> Şükran günü kutlamalarının 75 yıldır tartışmasız 1 numaralı ismi, yüzlerce devasa boyuttaki balonları birarada görebileceğiniz tam bir şölen. Bazı insanlar bir gece öncesinden balonları daha şişirilirken, çocuklarını alıp Upper West Side'a gidip bu heyecan verici olayı izlemeye gidiyor. Geçit töreni, Central Park West ile Herald Square arasında.

14. Christmas Tree Lighting Ceremony > Noel'den kısa bir süre önce, Rockefeller Center buz pistinde bulunan devasa cam ağacının ışıklandırılma töreni. Binlerce insanın katılımı ve dünyanın en ünlü müzisyenlerinin verdiği ücretsiz konserlerle buz pisti yeni yılı karşılamaya hazırlanıyor.

15. Chinese New Year> 21 Ocak – 19 Şubat arası şehirde yaşayan Çinliler'in renk cümbüşü içindeki kutlamaları, dragonlar, balonlar, havai fişek gösterileri size bir anda Çin'e mi geldim yoksa hala New York'tamıyım sorusunu sordurabilir. Bizden söylemesi... Geçit töreni, Chinatown.

16. Empire State Building Run Up > Şubat ayı başında 86 kat, 1575 merdiveni çıkmayı göze alan koşucular, ortalama 12 dakikada zirveye ulaşıyorlar.

17. Cherry Blossom > Japonca Sakura denilen, kiraz ağaçlarının çiçek açtığı dönem olan Nisan ayında, Brooklyn Botanical Garden ve Sakura Park'ta bu muhteşem doğa olayını izlemek eminiz herkese keyif verecektir. Sakura Park'ta bulunan 2000'den fazla kiraz ağacı, New York'ta yaşayan Japonlar tarafından şehire hediye edilmiştir.

18. Village Halloween Parade 31 Ekim > 6th Avenue, Greenwich Village'de ki Spring & Broome caddeleri arasinda yer alan ve 1.5 milyon izleyici, 38 cesit muzik, binlerce kostumlu insanin katildigi, Rio karnavali kadar olmasa bile, New York'ta eglencinin belki de en coskulusunu yasayacaginiz, kacirilmamasi gereken bir solen. Gecen yilin resimlerine bakmak isterseniz, iste size resmi New York Hallowen sitesinin web adresi: http://www.halloween-nyc.com/

10/12/2006

Orhan Pamuk was awarded the Nobel Prize in Literature, today.

Orhan Pamuk was awarded the Nobel Prize in Literature, today.

Orhan Pamuk was awarded the Nobel Prize in Literature, today.

Orhan Pamuk was awarded the Nobel Prize in Literature, today.

Can Dundar & Orhan Pamuk roportaji (Can Dundar's Interview with Orhan Pamuk)

Biraz once patronumun masama biraktigi notta yaziyordu. Oyle mutlu oldum ki, bir an duygularima hakim olamayip adama sarilacaktim ama kendime gelip, sadece notu icin tesekkur ettim.
Hakkinda ne soylenirse soylensin, yazarligi tartisilmayacak bir usta kalem o. Amerika'da pek cok universite de kitaplari edebiyat derslerinde okunuyor. Metroda giderken bir bakiyorsunuz, birisi hararetle "My name is Red (Benim adim Kirmizi)" isimli kitabi okuyor.
http://www.candundar.com.tr/ web sitesinde yayinlanan bu harika soylesiyi okumanizi tavsiye ederim.
Orhan Pamuk ailesinin, kentinin, sınıfının ve kendisinin kitabını yazdı.

Kitap, hayattan güzel.

Kitap uğruna aile sırlarını vermeyi göze alabilir misiniz? Edebiyat için hayatı silkelemeye cesaretiniz var mı? Annenize karşı okurunuzu savunur musunuz?
Pamuk bunu yapmış.
Hep olmadık mekânlarda bir araya geldik Orhan Pamuk'la… İlki, sanıyorum Sinan Çetin'in Plato'sunda, biraya votka karıştırıp evin yolunu şaşırdığımız bir sohbetteydi. Ardından ölüm orucu eylemcileriyle görüşmeye gittiğimiz Bayrampaşa cezaevinde, bir üniversitenin ödül töreninde, ağır siyasi konular tartıştığımız bir televizyon stüdyosunda, Çetin Altan'ın bilgelik sofrasında…
Ve nihayet son kitabı İstanbul'un söyleşisi için Cihangir'deki 'yazıhanesi'nde…
'Temiz bir masa, hasta bir kafa' denklemi vardır ya; onu doğrularcasına dağınık Pamuk'un çalışma masası… Kendini ayıplayarak da olsa sigaraya yeniden başladığını ele veren kül tablası, kalemler, kalemtıraşlar, silgiler, ataçlar, kitaplar, siyah beyaz fotoğraflar, yazışmalar, ilan taslakları, karalanmış kağıtlar… Genellikle faksa bağlı tuttuğu telefonu hiç olmadığı kadar çok çalıyor bu aralar…
Artık biliyoruz: 'Kitap sonrası kampanya dönemi' bu… Söyleşi ve yazı talepleri yağıyor 'yazıhane'ye… Üstelik bu kez konu, her zamankinden çok kendisi… Otobiyografik bir kitap yazma fikri, son romanı Kar'ın başarısından sonra doğmuş. İstanbul makalelerini toplamayı düşünmüş önce. Sonra kitabın merkezine, okurun özdeşleşmek isteyeceği, kendisinin de anlatmaktan hoşlanacağı birisini koymuş:
Küçük Orhan'ı…
Abisi 'yapma' demiş Otobiyografi, yazarların genellikle giderayak yazdığı bir türdür. Orhan Pamuk, buna 50 yaşında kalkışınca önce kızı Rüya "Babi kendini fazla önemsemiyor musun" demiş. Sonra tanıdıklarıyla "Nasıl yazayım" diye tartışmış. Annesi ve abisi şakaya vurmuş önce… Ciddiye binince "Yapma" demiş, kitapta kendisine uyguladığı şiddetten yakındığı abisi Şevket… "Doğal" diyor ve gülüyor Orhan Pamuk…
"Yıllar sonra bunları anneme ve ağabeyime hatırlattığımda bütün bunlar hiç olmamış da, ben, her zamanki gibi ilginç bir şeyler yazabilmek için kendime çarpıcı ve melodramatik bir geçmiş icat ediyormuşum gibi davrandılar bana…"
(Sayfa 275)
Neler okudu? Herkesi dinledikten sonra otobiyografinin temel metinlerini okumuş: Rousseau'nun İtiraflar'ını, Tolstoy'un Gençlik Yılları'nı, Sartre'ın Sözcükler'ini, Valeri'nin Ben'ini, Nabokov'u, Andre Gide'i, Canetti'yi, Bunuel'i…
Gerginliği uzun süren bir vicdan muhasebesinden sonra oturmuş masanın başına ve en hızlı yazdığı kitabı çıkarmış ortaya… Bir yılda 350 sayfa…
Ne kadar ileri gideceğinin sınırlarını çizmeden yazmış. Sadece adil olmaya çok dikkat etmiş. Bazen "Çok ileri gittim" diye düşünüyor, ama ertesi sabah bunları kitaptan çıkarmamaya karar veriyormuş. Hesaplaşmaları, kitabın çıkmasından sonraya ertelemiş.
'Bu çocuk' İstanbul, bir insanın, 50'ler İstanbul'unda nasıl oluştuğunu, kültürel, boyutlarıyla ve elbette Tolstoy'un otobiyografisindeki gibi edebi tat veren ayrıntılarla zenginleştirilerek anlatıyor. Kendisine dışardan bakıyor Pamuk; o kadar yabancılaşmış ki kahramanına, söyleşide bazen 'bu çocuk' diye bahsediyor küçüklüğünden…
Özellikle ailesini ve kendisini anlatırken, bazen öyle zalimleşiyor ki, İstanbul, alıştığımız kendini savunma amaçlı özyaşam öykülerinden çok farklı bir 'itirafnameye' dönüşüyor: "Bazen Esma Hanım namaz kılarken, ondan bir iş isteyen annem içeriden seslenmeye başlar, ya da çalan bir telefonu onun açması beklenirdi. O zaman bana düşen, hemen koşup onun namaz kıldığını anneme söylemekti. Bazen iyi yüreklilikle bunu yapar, bazen de aynı tuhaf huzursuzluk, kötülük etme isteği ve kıskançlık karışımı duyguyla yapmaz, ne olacak diye beklerdim. Hizmetçi kadının bize olan bağlılığının mı, Allah'a olan bağlılığının mı daha kuvvetli olduğunu ölçmek kadar, onun kapılıp gittiği ve bazen öfkeli tehditlerle geri geldiği âlemle bir savaşma isteği de vardı bunda…"(Sayfa: 171)
"Vay alçak!" "Kendimi açarken şuna güvendim: İnsanlar bilir ki, yazar, romanında kendisi hakkındaki pek çok gerçeği söyler. Herkesin bildiği ama dar kalıplar içine sıkışmış edebiyatın dillendiremediği şeylerdir bunlar: Nasıl tuvalete gittiğinden, öpüşürken ne yaptığına, aslında Allah'a inanıyor gibi görünmeme rağmen içinde taşıdığı karanlık kuşkulara kadar… Romancı sıkıştığı zaman 'Bu roman, ben değilim' der. Toplum da bunu 'Anlıyoruz' diye karşılar. Aslında toplum da içten içe bunların söylenmesini istiyordur. Böylece bu laflar dolaşıma girer. Şimdi diğer edebiyat kollarına sıçradı bu. Toplum, hatıralardaki itirafları da meşru bulmaya başladı. Rousseau her yaptığını yazdı, ama toplum 'Vay alçak, sen yalan söylemişsin, hırsızlık yapmışsın, hem de yattığın kadını çocuklarıyla terk ettin' demedi. Ve bu toplumda büyük bir özgürlük alanı yarattı. Fark edildi ki, 'Her şeyi konuşabiliriz. Hepimiz insanız. İnsana dair bilgi en kutsal bilgidir'. Bu, dinin kutsallığından, insanın kutsallığına doğru bir keşif süreciydi. Benim yaptığım, Batıda 100 kere yapılmış şeyi -ne yazık ki- ilk defa denemek..."
Kol kırılır, yen içinde Bu 'ilk defa' notu önemli. Çünkü kendinden önce yazılmış özyaşam öykülerine ilişkin bir eleştirisi var Pamuk'un:
"Türkçe'de yazılmış en güzel otobiyografilerden biri Aziz Nesin'inkidir. Ama orada annesi bir melektir. Babası yanlış birkaç kör fikre saplanmış da olsa çok çalışkan bir insandır. Baştan aşağı methiyedir aileye… Hiç kimse ailesinin içinde neler olup bittiğini anlatmaz, 'Kol kırılır yen içinde'dir. Benim ailemde olup biten şey Türk toplumu içinde olup bitene göre çok kısıtlıdır muhtemelen; ve birazcığını döktüm; işimin zor olacağını biliyordum. Ama edebiyatın, ünümün beni koruyacağını da hissediyordum. Benim anlattığım sıradan itiş kakış, aldatma gibi şeylerin her ailede olduğunu biliyorum. Bunları, insanları suçlamak için değil, 'İşte hayatlar böyle yaşanıyor' diye anlattığımın anlaşılacağından da eminim. Medyada beni sıkıştıranlar ya da kitabın içinden bazı bölümleri cımbızlayanlar da bunu biliyor, ama bilmezmiş gibi yapıyorlar."
Dayak ve özgürlük hissi "Evde kimse yokken bütün gücümüzü verdiğimiz bu boğuşmalarda (..) çok hırpalandıktan sonra kendi cenazesini hayal edip içlenen çocuklar gibi ağlaya ağlaya halıların birinin üzerinde uyuyakalırdım. (..) Dayak yiyip aşağılandıktan sonra kendimi özgür hissederdim" (S. 281)
Şimdi yazdığı satırların muhasebesini yaparken "Yazmasam dürüstlüğümden çalmış olurdum" diyor Pamuk: "Annemin, abimin üzülmesini istemiyordum, ama kitabım için de ben üzülmek istemiyordum." Yayınlanmadan okutmamış ailesine… Konuşmamışlar bile… 'Bu konularda mesafeli durmaları gerektiğini' herkes biliyormuş.
Batı'daki standardı örnek veriyor: "Ben onları, onların mahremiyetini, benim mahremiyetim içine girdiği kadar yazabilirim. Benim hayatımı ilgilendirmeyen mahremiyete girmem. Bu kitap bu kurala uyuyor." Başka kadınlar Ancak sınır çizgilerinin içiçe geçtiği bölümler var: "Daha sonraki yıllarda, babamın 'yok olma' vak'alarından ve ağabeyimle ölümüne boğuşmamızdan yıldığı zamanlar tepesi iyice atan annem umutsuzlukla 'Alıp başımı gideceğim' (bir keresinde güzel bacaklarından tekini pencerenin eşiğine atmıştı), 'o zaman babanız da o kadınla evlenir' dedikçe benim gözümün önüne yeni anne adayı olarak annemin bazen öfkeyle adını ağzından kaçırdığı ve çoğu zaman hiç sözünü etmediği kadınlardan birinin hayali değil, beyaz tenli, toparlak, iyi niyetli ve şaşkın dadı gelirdi."(s. 84)
"Kim hatıra yazsa bu mahremiyet konusu tartışılır" diyor Pamuk, "Okurun güvenini kaybetmek istemem. Tersine 'Helal olsun, iyi geçirmişsin' diyecek okura da oynamam. 'Bana ne abi' deyip öfkenin meşruiyetini göstermeyen bir metin de çıkarabilirdim, onu yapmak istemedim. Zaman zaman metnin tadını kaçırsa da öfkemin nedenini arayan akılcılık benim ihtiyacını duyduğum bir şeydi. Çünkü kahramanımı da açıklamak istiyordum."
İki kuş Belli ki bir omzundaki kuş, "Hadi yaz" diye ittirirken, diğerindeki "Yapma sus" diye üstelemiş. Sonuçta adilane bir eser çıkardığına inanıyor.
Yine de söz ailesine geldiğinde o çocuksu güleç halinin yerini bir gerginliğin aldığını sezmemek elde değil. Uzun cümleler ve elini çenesine dayayarak yaptığı izahatlarda, edebi dürüstlük uğruna ailesini karşısına almayı göze almış ve orta sınıf aile ahlakını yere çalmış bir şövalye edası var:
Doğru mu bunlar?
"Hatıra yazarı için geçmişin doğruluğu değil, simetrisi önemlidir" (S. 275) Bir belgeselcinin tüylerini ürpertecek bir cümle bu… Belki de edebiyatla, belgenin sınır bölgesinde seyrediyor hatırat… Ve Pamuk'un izahı, gerçekliğin puslu bölgesini mimliyor: "Her otobiyografi yazarı sonunda yazdığı metnin güzelliği için hatırlamaya başlar. Kitabın güzelliği, her zaman hayatın güzelliğine uymayabilir. Hayat belki eksiktir ve biz o eksiklik sayesinde kitaplarımızı okuturuz."
"Popüler edebiyat iyidir piyasayı canlandırır" Birkaç yıl önce, Boğaziçi Üniversitesi'nde birlikte katıldığımız bir ödül töreninde gençler Orhan Pamuk'a 'En çok satan yazar' ödülü verdiler. Kürsüye çıktı ve "En sevilen yazar' ödülü vermenizi tercih ederdim" dedi. Günümüzde idealist olması beklenen gençler arasında bile çok satanı muteber sayan, edebiyat alanında bile ticari başarıyı alkışlayan bir bakış açısı var. Bu yaklaşım, yazı kitabın önüne çıkarırken, kitabı da bir popüler kültür ürününe dönüştürüyor. Pamuk'a göre bu hem, iyi hem kötü: "Eskiden de çıkardı böyle alt kültür ürünleri: En göz yaşartıcı aşk şarkıları, İbrahim Tatlıses'in şarkı sözleri, rüya tabirleri gibi… Onun yerine şimdi medyatik köşe yazarlarının makaleleri, meşhur birinin seks itirafları ya da futbolcuların, şarkıcıların hayat hikayeleri çıkıyor. Sırf buna odaklanmış yayınevleri de var. Bunu kötü bir gelişme olarak görmüyorum. Nasıl popüler film sanayinin güçlenmesi, o ülkede kaliteli film çekilebilmesinin garantisi ise popüler kitaplar da piyasayı canlandırması açısından iyidir."
Kötü yanı? Eğer o ülkede merkezi bir eleştiri kurumu yoksa, en çok satan kitap, en iyi kitap sanılabilir. İyiyle popüler, derin ile çok okunan birbirine karıştırılmaya başlanır. Ne yazık ki karışıyor.
Bu süreçte senin özel bir yerin var. İlk kez bir yazarı dergilerin kapağında, otobüslerin reklam panolarında görüyoruz. Bu iyi mi, kötü mü?
Şu anda işin o kadar içindeyim ki, dışarı çıkıp bakmam çok zor. Elbette medya ilgilenince seviniyorum, ama sen medyaya kravatını gösteriyorsun, o tozlu pabuçlarına bakıyor. Bir derginin kitabın en seksi yanlarını cımbızlayıp yayınlaması bana katkı değil ki… Herkes kitabından söz edilsin ister, senin hoşuna gitmiyor mu? Evet gidiyor. Niye sen? Bilemiyorum, bunun başka yazarlara da olmasını isterim (Kahkaha). Ama başka ülkelerde çok var bu… Bize özgü bir tuhaflık değil yani…
"Bu bir pazarlama stratejisi Orhan Pamuk da bunu çok iyi bildiği için kitapları çok satıyor" eleştirisi var. Bence bir yazarın kitabını tanıtmak için, kendini rezil etmeden bir şeyler yapmasında sakınca yok. Tehlikeli olan, "Şundan biraz daha fazla bahsedersem, üç ölçek daha fazla seks koyarsam, kötü insanlarla kurulduğu için affedilecek ilişkilerimden bahsedersem, ailemin ne kadar mükemmel olduğundan söz edersem, din konusunda okurun duygularını okşarsam okur beni daha çok sever" diye düşünerek yazmaktır. İşin tuhafı ben bunları yapmadığım halde popüler oldum. Bu da bana her seferinde biraz daha özgürlük alanı açtı. Belki de toplumun kendi kendine söyleyemediği şeyleri söyledim. Bunlar toplumdaki düşünsel değişikliklerin önünü açar, toplumun kendi içinde bazı temel konuları konuşma kabiliyetini geliştirir. Ama yalnızca yazarın ya da yayınevinin ticari manevralarıyla her yazar pazarlanabilse en zengin yayınevinin yazarı en popüler yazar olurdu.

Paparazziler ve özgürlük İstanbul, Orhan Pamuk'un ilk sertleşmesi, ilk öpüşmesi, ilk mastürbasyonu ile yansıdı basına ilkin… "Ece Ayhan 'Biz 31 kuşağıyız' diye yazmıştı. Sizin kuşak da aynı çıktı" diyorum, muzırca gülüyor ve "Kinsey raporu, erkeklerin yüzde 98'inin bunu yaptığını söylüyor" diyor Orhan Pamuk… Hatıraların ve magazin programlarının gördüğü ilgiden anlaşılıyor ki, toplumda özel hayatlara dönük genel bir merak doğdu. Pamuk, bunun zayıf noktasına değiniyor: "Bizimki gibi hem muhafazakar, hem de yoksul ülkelerde Batı'dan gelen paparazzi merakı bir çarpıtmaya uğruyor. Çünkü burada kamusal alan dar. Galatasaraylılar, Atatürkçüler, Fetullahçılar, darbeciler, 2. cumhuriyetçiler, Kayserililer tribünlerde... Ortadaki daracık kamusal alanda ise paparazzilerin izlediği zavallı bir adam var. O 'normal' biri değil. Paparazzilerin ve dikizleyenlerin gözünde onun soyunan mankenden, hortumcu işadamından veya sıkıyönetimce teşhir edilen komünistten farkı yok. O, 'öteki' olmuş, acaip bir mahluk… Ondan aldığımız ibret, eski değerlerimize daha sıkı sıkı sarılmamızı sağlıyor. Batılı paparazzi, Diana'yı öpüşürken görüntüleyince, izleyicide demokratik bir tepki oluyor; 'Prensesimiz de bizim gibi öpüşüyor' diye… Bizde ise paparazzilerin topladığı malzeme 'Bunlar sapık, manyak. Bizim gibi değiller' şeklinde sunuluyor ve bu, liberal bir insancıllığın topluma yerleşmesini engelliyor. Batı'nın hümanist geleneğinde, toplumun bunları konuşabildiği, hoşgörebildiği bir özgürlük alanı var. Paparazziler bu alanı öldürüyor. Ve Paparazzi'nin bakış açısında Rousseau'nun itirafları 'O da arakçının tekiymiş'e dönüşüyor. Sonunda 'Aman arkadaşlar, annemizin sözünden, ananemizin izinden, imamdan, ordudan, cemaatten kopmayalım ki bu adam gibi olmayalım' mesajı çıkıyor. Çünkü insanın kendi içinden geçenleri dışa vurabileceği kamusal itiraf alanı daracık"

'İstanbul'un üstündeki hüzün bulutu dağılıyor' Kitabı bilgisayara verip bir sözcük taraması yaptırsak herhalde en çok 'hüzün' sözcüğünün kullanıldığını görürüz. O zeki, muzip, meraklı çocuğun altından, nasıl oldu da aşağılanmışlık duygusuyla yenik, hüzünlü bir delikanlı çıktı? Benim doğduğum yıllarda İstanbul'da doğanlar bir süre sonra, hayatta tasarladıkları şeyleri gerçekleştirme şansının olmadığını anladılar. Bu kültürde, bu yoksulluk içinde, dünya merkezinden uzakta, bu şehrin diğer insanları gibi kırık dökük, hüzünlü olacaklarını fark ettiler. Buna inanmamak için acımasız bir tüccar filan olmak lazım. Ben ressam olmak istiyordum, ama hayatım Avrupa filmlerinde gördüğüm gibi bir hayat olmayacaktı. İstanbul'da Batı kültürüyle yetişmiş her Türk çocuğu büyüdükçe yavaş yavaş bunu idrak eder. "Burada bir şey olmaz" yolundaki görüşü ite kaka içselleştirmekle geçer hayat.
Kendi hüznünün ardında ana baba kavgalarıyla, ailenin yoksullaşmasını sayıyorsun. İstanbul'un büyük bir imparatorluk başkentinden taşra şehrine dönüşmüş olmasında da aynı hüzün var. Çocuğun hüznü kentinkine paralel mi? Evet, bir zamanlar zenginlerdi ve şimdi her şeyde yoksullaştılar. Ama ben zenginliğini kaybetmeyen bir aileden gelsem de çok neşeli biri olacağımı sanmıyorum. Ama olumlu bir duygu diye söz ediyorsun hüzünden…?
Batıda da melankoli bazıları için olumlu, bazıları için hemen kurtulunması gereken bir duygudur. Modern görüşe göre "Melankoli sana acı verir, yalnız bırakır, ama zekanı işletir, ruhunu derinleştirir." Oysa hüzün, tasavvufta olumlu anlamlar taşır. O hüzün duygusu seni cemaate katar. Filmde olsun, şiirde olsun, arabeskte veya en modern pop şekliyle "Depresyondayım" diyeniyle olsun, bunu olumlayan bir duygudaşlık yaratır. "Dertliyim" deyince kimse kaçmaz senden, yardıma koşar. İnsanları buluşturan duygu, Amerika'da olduğu gibi 'sağlıklı bir başarı' değil, 'şiirsel bir başarısızlık'tır bizde… Herkes de bunu içselleştirmiştir.
Ama böyle değil artık. Ayşe Arman'la söyleşinde kentin hüznünden söz ediyorsun, ama Ayşe "Bu şehir bana çok neşeli geliyor" diyor. 'Sağlıklı bir başarı'ya doğru mu gidiyoruz? 50 yaşındayım ve gerçekten de bugün bunun değiştiğini hissediyorum. Bunu Amerikalılaşma gibi de görmüyorum; zaten değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Bence hüzün, övünülecek bir şey değil. Evet bu ülkenin aydınının, düşünürünün, yaratıcısının temel duygusu zorunluluktan dolayı hüzün olmuş, ama bunun pek çok kötü yan sonucu var. Gerçekleri söyleyememek, içe atmak, cemaatten kopamayıp sürekli bağımlı kalmak, bu bağımlılıktan dolayı yaratıcılığın ve eleştirinin körelmesi vs. Yaratıcılık dünyanın her yerine eşit dağıtılmıştır, ama onun gelişip serpilebilmesi için melankolinin tam tersi bir öfke, bir gelecek umudu lazım. Hüzün, yaratıcı için bir şiirsel ruh hali olarak güzel bir malzemedir, ama bir toplumun gelişmesi için, "Boşver abi"yi tamamen dışlayan bir kazanma hırsı, başarı azmi, toplumun küçümsediği bir teşhir etme isteği, hatta büyüklere saygısızlık gereklidir. Hüzün, bunlarla bağdaşmaz. Kabaca kapitalist girişim ile hüzün uyuşmaz. İstanbul'da eski sermaye, çöküşün manevi yükünü taşıdığı için ve kendini dervişhane olmayan, 'kaba saba' kazanma hırsına veremediği için kazanma azmi olanlar, şehre hareket verenler, dışardan gelenlerdir. Onlar bir umutla gelirler İstanbul'a ve onların İstanbul'u daha renklidir. Sadece o mu? Bu itirazlar senden 20 yaş küçük kuşaktan geliyor. Evet... Ortak noktaları, benim gibi 1950'leri, 60'ları şehirde yaşamamaları ve şehri, hayatın zorluklarını yaşadıkları bir yer olarak görmemeleri. Hayatın zorluklarını başka bir yerde yaşamışlar, buraya kazanmaya, mutlu olmaya gelmişler. Kazandılar ve mutlu oldular. O yüzden şehri neden bu kadar hüzünlü gördüğümü de yeterince anlamadılar. İstanbul da artık o imparatorluğun yıkılış hüznünü üzerinden attı ve Batılı finans çevrelerinden pervasızca aldığı paralarla, zenginiyle fakiri arasındaki uçuruma rağmen her gece havai fişek gösterileriyle eğlenen, zenginlerin zenginliğini göstermekten hoşlandığı, devlet korkusunun azaldığı, ekonomik olarak liberalleşen bir şehre dönüştü. Bence şehrin üzerindeki o hüzün bulutu dağılıyor artık…
Yani hüzün İstanbulluyu birbirine bağlayan bir duyguydu, bir dönem sağlıklı bir işlev gördü, ama artık toplumu paçasından aşağı çekiyor.
Aynen öyle… Sonunda ben de çocukluğumun bir değeri olarak hüznü olumluyorum. Ben o malzemeden yapılmışım. Yine de o malzemeyi çok sevmek ve bir hüzün milliyetçiliği yapmak da, özgürleştirici, eleştirel düşünceye de, ihtiyaç duyduğumuz kapitalist yaratıcılığa da engeldir. Ve hüzünden kurtulup sağlıklı bir başarının kabul gördüğü bir topluma doğru evrilmemiz, benliğimizi kaybetmek değildir.

Hanimlar bu sizler icin (Ladies this is for you!)


Biraz once bu email geldi, hemen paylasayim dedim. Malumunuz New York'ta yasayinca bakimli olmak gerekir, elinizi, yuzune ozel ihtimam gosterilmesi gerekir, ama fiyatlar tavana vurunca, 3/4 ayda bir tekrar edilen, $ 50.00 sabit fiyatli bakim haftalarindaki 200 guzellik merkezinden birinin telefonlarina acilen sarilip, randevulari almak gerekir.


Spa Week takes place October 16th-22nd and offers consumers the opportunity to enjoy $50 full service spa treatments at over 200 day spas in New York .

Treatments include a 45 minute Anti Aging Facial at the brand new spa, Body by Brooklyn, a Microdermabrasion treatment at Dermacare Laser and Skincare Clinic, a 45 minute Hot Stone massage at Graceful Services or a 45 minute Customized Massage at Essential Therapy.

For more information on Spa Week and to view the full listing of the participating day spas, visit www.spaweek.org

ENJOY!

Kaza (Accident)

Dun ogle saatlerinde Manhattan UES'de meydan gelen uzucu ucak kazasi, nedense Turkiye'de cok buyuk yankilar yapmis, ve muhtar olarak bir aciklama yapmam beklenmis olacak ki, gecenin ikisinde ucunde telefonlar hala caliyordu.
.
Yankees takiminin pitcheri Cory Lidle, yeni aldigi ucus ehliyeti ve egitmeni ile birlikte ucarken, yogun sisten oturu kaza yapmis ve yuksek bir binanin 30. katina carparak iki kisinin olumune yol acmistir. Sanildigi gibi bu terorist bir saldiri degildir. Kazanin oldugu yer hem hastaheneye, hem universiteye yakin oldugu, hem de kazanin oldugu yerin 10 blokluk cevresinde, pek cok turk yasadigi icin bir an kalbimizi pir pir etti acaba nedir diye (cunku Muhtariniz da o bolgede oturuyor) ama olayin bir saldiri degil de, kaza oldugunu ogrendigimizde, olenlere allahtan rahmet diledik ve her fani gibi yasama kaldigimiz yerden devam ettik.

10/11/2006

Tasima Servisi (Moving Service)


Iste muhtarinizdan size bir ilk daha.

Son bir yil icinde ben de dahil olmak uzere, pek cok arkadasim tarafindan kullanilan bir tasima hizmetinden bahsediyorum. Uc kisilik ekip ile, en guvenli, en uygun fiyatla ve en hizli sekilde ev tasimasi icin icin ihtiyaciniz olursa, arayacaginiz numara:

ANDY 1-718-238-8549
Bu arada diger tasima firmalarinin isimleri:
Superfast Delivery 212-693-0770
Shea Moving Corporation 718-932-1204
Van on the run 646-249-3019
V & A Trucking 1-917-509-1672
Ready Express Movers 646-702-0550
Delancey Car Service 212-228-3301
Franks Trucking 917-804-0301

10/10/2006

YouTube artik Google'un bir parcasi oldu.


2005 yilinda Ebay'den ayrildiktan sonra birlikte calisma karari olan Chad & Steve'in 11.5 milyon dolar yatirim ile kurduklari siteleri YouTube , o kadar populer oldu ki, gunde 70.000.000 ziyaretcisi ile google ve yahoo video'nun onune gecip, yaptigi atakla milyarlarca dolari kapti. Kimden mi? En buyuk rakipleri Google'dan 1.65 milyar dolara tabi ki .
E ne demisler, bir sene bu kadar para yapinca, zenginin mali, zugurdun cenesi.Iste satis ile ilgili videolari.

27 Ekim Konseri - SOPRANO CAMILLE ZAMORA AND GUITARIST CEM DURUOZ

ISTANBUL UNIVERSITY ALUMNI ASSOCIATION OF USA PRESENTS

SOPRANO CAMILLE ZAMORA AND GUITARIST CEM DURUOZ

DUET CONCERT

“ Celebrating 83th Anniversary of the Republic of Turkey


Date: October 27th, 2006

Time: 7.15 pm

Location: Turkish Center, 821 United Nations, 2nd Floor, New York,USA

Contact: 203-722-4339


CEM DURUOZ He completed his graduate guitar studies at The Juilliard School with Sharon Isbin. He performed in Japan, Argentina, Brazil, Peru, France, Greece, and throughout Turkey and the USA. As an enthusiastic educator, Cem Duruöz has been conducting master-classes throughout the world and teaching guitar performance at Wesleyan University in the USA"

His playing is artful and widely expressive."
CLASSICS TODAY, USA"

More than a very good guitarist; also a good arranger and a particularly fine communicator with his audience."
NY CONCERT REVIEW USACAMILLE ZAMORA

American Soprano Camille Zamora balances a vibrant career of opera, recital and concert performances. She has performed with ensembles including the Orchestra of St. Luke’s the Guadalajara Symphony, the Aberdeen International Festival Orchestra, the London Symphony Orchestra,etc and in live recital broadcasts on National Public Radio, BBC Radio, and Deutsche Radio.

"One of the best received moments of the evening was no firecracker but a quiet, monumentally serene trio, danced to Schubert art songs, beautifully rendered by soprano Camille Zamora." NEW YORK POST , Clive Barnes

"The work danced freely between Mr. Sheng's two worlds with Western harmonic moves underpinning themes with a Chinese tint... Camille Zamora gave dramatic, nuanced readings of the vocal pieces." NY TIMES, Allan Kozinn


* All activies and events are open to public.

10/09/2006

Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)


Bit pazari denince akliniza ne gelir bilmem ama benim icin farkli dunyalar, gecmis ve gelecek ile ilgili hayaller, yasamin her turlu sevincine, huznune taniklik etmis esyalar, binlerce hikayesi olan objeler gelir. Kimi zaman bir cocugun ilk bisikletidir karsiniza cikan , kimi zaman yuvasini terk eden bir babanin valizi. Bazen kenari solmus bir fotograf olarak cikar karsiniza, bazen ilk romanini yazmaya baslayan unlu yazarin, can dostu, ilk daktilosudur.


Kendi gecmisimi ararcasina arsinladigim bit pazarlarinin dedim ya yeri ayri benim icin. Isterim ki gecmisimden bir ses, bir nefes olsun bugunku hayatimda; bu ister bir yazi masasi ile olsun, ister bir cift kristal guvercin, isterse bir eski pikap yardimi ile.


Ama oyunu kurallarina gore oynayacaksak,bir kuralimiz olsun, degil mi? Mesela yasanmisligi olsun her bir parcanin, bizlere anlatacak birer hikayesi olsun. Elimize alip dokundugumuzda ruhumuza dokunsun ve bizi alip gecmise gotursun, sorgulasin hayati bizlerle birlikte. Resmini gordugumuz bu cift kim diye merak ettirsin, ya da onlarca minik cekmecesi olan, hani cinlilerin meshur kirmizi eczaci dolabinin, hangi hastaliklara deva olan ilaclari kucuk bolmelerinde sakladigini dinleyelim. Kovboy cizmelerini giyip sevgilisiyle bulusmaya giden genc kiza ne oldugunu dusunelim birlikte ya da sarap kadehlerinde icilen saraplarla hangi ozel gunlerin kutlandigini.


Biliyorum bunlarin hepsi yasandi ve yasanmaya devam edecek. Kimbilir belki bir dakikaligina durup dusunursek, bit pazarinda karsilastigimiz bu hayatlar, belki de icimizden birine ait gibi gorunecek.

39th Street Between 8th & 9th Avenue (every saturday & Sunday)
Take the A,C or E line to 42nd Street/Times Square stop (on 8th Avenue).

Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)

Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)


Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)

Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)


Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)

Hell's Kitchen Bit Pazari (Antique Flea Market-Hell's Kitchen)


Sergi (Exhibition)


Eger siz de Columbus gunu icin bugun tatil iseniz, New York Muhtari'nin sergisini gidin gorun derim :-)

10/06/2006

10/05/2006

Flash News!!!! Annie Leibovitz Barnes & Noble'a geliyor!


Oct 10, 2006-07:00 PM
Annie Leibovitz: A Photographer's Life: 1990-2005
Barnes & Noble Booksellers Union Square,
Union Square, 33 East 17th Street, New York, NY 10003, 212-253-0810
Events are subject to last-minute change. Please call the host store to confirm.

Ilk kez sergisine Washington DC'de gitmistim ve o gun bugundur, gordugum her portre fotografi beni inanilmaz etkileyen fotografci New York'a sevenleri ile bulusmaya geliyormus. Bunu kesin kacirmayin derim ama benimertesi gun kabus bir sinavim var :-((((( ben ne olacagim? Off neyse beni bosverin, mutlaka ne yapip edip gidin, kendi sesinden, fotograflarinin hikayesini dinleyin en iyisi.

Big Apple Circus ( $7.00 indirim)



MTA websitesinden bir duyuru:
19 Ekim - 07 ocak tarihleri arasinda Big Apple Circus' a bilet almak istediginizde, metrocard demeniz ya da metro kartinizi gostermeniz $ 7.00 indirim almaniz icin yeterli.
Step right up to the Big Apple Circus and save $7 on each ticket purchased to select performances between October 19 and January 7, 2007.Just present your MetroCard® at the Lincoln Center Box Office or say MetroCard when ordering tickets through CENTERCHARGE 212-721-6500 or ticketmaster 212-307-4100.
Damrosch Park - Big Apple CircusWest 62nd Street between Columbus and Amsterdam avenues
By SUBWAY: 4 / 5 / 6 / B /D / A /C to 59 St Columbus Circle to 66 St Lincoln Center

Cézanne to Picasso Ambroise Vollard, Patron of the Avant-Garde

* Resim MTA'in websitesinden alinmistir.
.
Vaktim olsa herhalde saatlerce Cézanne'dan, Van Gogh'a, Paul Gauguin'den, Manet'ye, sevdigim butun emprosyonist ressamlardan bahsederdim, onlarin hayatlarini irdeler, yasamlarindaki dramlarin eserlerini nasil etkiledigini tartisirdim. Ama gel gor ki, ne vaktim, ne de naktim var, o yuzden sozu fazla uzatmayalim ve sizleri The Metropolitan Museum of Art'a davet edelim. Bu sergi kacmaz!
.
Cézanne to Picasso Ambroise Vollard, Patron of the Avant-Garde
Now through January 7, 2007
The Metropolitan Museum of Art Fifth Avenue at 82nd Street 212-535-7710
Subway: 4/5/6 to 86 St

For more information, go to http://www.metmuseum.org

10/04/2006

Sonnet 17 - Who will believe my verse in time to come




Who will believe my verse in time to come,
If it were fill'd with your most high deserts?
Though yet, heaven knows, it is but as a tomb
Which hides your life and shows not half your parts.
If I could write the beauty of your eyes
And in fresh numbers number all your graces,
The age to come would say
'This poet lies:
Such heavenly touches ne'er touch'd earthly faces.
'So should my papers yellow'd with their age
Be scorn'd like old men of less truth than tongue,
And your true rights be term'd a poet's rage
And stretched metre of an antique song:
But were some child of yours alive that time,
You should live twice; in it and in my rhyme.
William Shakespeare
.
.
Iki seneden beri Tr seyahatlerim pek bir hareketli geciyor, gecen yaz ev arkadaslarimin 3'u birden evlenme karari alip, turk, kolombiyali ve amerikali damatlarin, turk usulu istemelerinin uzerine, 3 gun kina, 3 gun dugun yapmistik.
.
Bu sene ise, Amerika'da uzun yillar yasadiktan sonra, TR'a donme karari alan sevgili Ozlem'in dugunu vardi. her iste bir hayir vardir derler, demek ki donusu hayirli bir is icin imis. Dugunun yapildigi yali cok guzeldi, hava muhtesemdi, gelin ve damadin nesesi, konuklara gecmisti, Istanbul'a ve mekandan gorulen manzaraya ise bir sey demiyorum ve yorumu size birakirken, Ozlem ve Can'a bir omur boyu mutluluklar diliyorum.

Lower East Side - Fransiz Lokantasi'nda yemek $ 15.00


New York'ta biri size "$ 15.00 dolara aksam yemegi yermisin" dediginde mutlaka kafanizda bir takim soru isaretleri olusur. Ya yemek kotudur, ya servis, ya ac kalkarsiniz sofradan, ya da mide sancisi ile. Lower East Side tarafinda bulunan bir fransiz lokantasi butun bunlara son noktayi koymus, ve haftanin 7 gunu, aksam 5-7 arasi gelen butun konuklarina, ozel menusunden sececeginiz 3 cesidi (salata, ara sicak, ana yemek, tatli vs) sadece 15 dolara sunmayi garanti etmis. Anlatmakla bitmez; keci peynirli boregi, soslu midyesi, karides salatasi, biftek... gidip gormek lazim, bilmeyenlerle paylasmak lazim, hatta terziye pantalonlari gotururken , arada bu restaurantta soluklanmak lazim.

Le Pere Pinard
175 Ludlow St New York, NY 10002-1548
Harita
(212) 777-4917

Tren : F & V 2nd Avenue (terzi ile ayni sokakta)

Kykuit

Kykuit

Kykuit

Kykuit

Kykuit

10/03/2006

New York'ta terzi

Lutfen defterinize not edin:

New York'lulara yillardir hizmet veren en ucuz terzilerden biri. Yillardan beri bir pantalon pacasini yapmak icin 12 dolar isteyen terzilere nispet yaparcasina, 3 dolara hem de bugun git, yarin gel diye degil, 5 dakikada isinizi halleden bir yerden bahsediyorum. Isyerindeki arkadaslarim soyledi, her ay mahallelerinden biri, konu komsunun yapilacak nesi varsa, kagitlara yazip veriyorlarmis hemde oyle bizim gibi uc bes degil, 30 pantalon birden verip , 1 saat sonra aliyorlarmis.
Dukkan biraz harabe ama yaptiklari isten emin olun memnun kalacaksiniz.

LOWER EAST SIDE
Orchard Express Tailor
136 Orchard Street [Rivington/Delancey]
212.677.1099

F / V treni ile 2nd Avenue istasyonuna gidin (ilk vagonu aliniz), platformdaki ilk merdivenlerden sonra sagdaki sokaga cikan merdiveni alin, dogu tarafina dogru yuruyun (Bereket'ten bir sonraki sokak oluyor Ludlow), Ludlow'dan sag yapin, ve guneye dogru yuruyun, sag tarafta dukkani goreceksiniz.

Harita
Mina & A . Lupo- Parole Parole - 1972
Ajda Pekkan feat Beyaz - Palavra (Paroles)

Palavra (Paroles)

Hatirlarmisiniz, yillar once Ajda Pekkan bu sarkiyi nasil dilimize dolamisti? YouTube'de sarkinin orijinalini ararken, Ajda'nin Beyaz ile yaptigi yeni duzenlemeyi gordum ve bunu siteye koymazsam rahat etmeyecegime karar verdim. Elciye zeval gelmez nasilsa.

Keyifli seyirler.

Palavra Palavra
Turkce Seslendiren: Ajda Pekkan
Söz : Fikret Şeneş
Müzik : Giovanni Ferrio
Italyanca Seslendiren : Mina & A. Lupo
Ne oldu bana bu akşam
-Ne garip seni sanki ilk defa görüyorum
Aynı sözler söylediğin hep boş sözler
-Sana nasıl anlatsam bilmem ki
Kolay sözler
-Okumaya doyamadığım bir aşk öyküsü gibisin
Bu hergünkü sudan sözler boş vaatler
-Dünüm bugün geleceğim tek gerçeğimsin
Artık bitsin sus hiç konuşma
Anlamam kendini hiç yorma
-Sen bana aşk şarkıları çalan
-Gül kokuları getiren ılık rüzgarlar gibi
Belki tatlı tatlı bu yalanlar
-Bir dakika seni anlamıyorum
Gül kokan rüzgarla nasıl geçermiş gelecek yıllar
Yere iner mi gökteki yıldızlar
Dinleyemem bunlar hep boş laflar
Aşk bitince sözler neye yarar
-İnan bana noolur
Palavra palavra palavra
-Dinle beni
Palavra palavra palavra
-Yalvarırım
Palavra palavra palavra
-Yemin ederim
Palavra palavra palavra palavra palavra
Hepsi palavra inanmam sana
-İşte kaderim sanki seninle ilk defa konuşuyor gibiyim
Ne romantik bu sözleri çok dinledim
-Duyguların en güzeli ümidim
Çok dinledim
-Ne olur dinle beni
Hepinizde aynı taktik aynı yalan
-Yasak rüyalarımın kadını
Beğenmedim
-Istırabım ümitsizliğim
Başlayınca sen susmaz mısın
Gülüyorum haline anlamaz mısın
-Yıldızları yer yüzüne indiren şarkım
Belki tatlı tatlı bu yalanlar
-Sen olmasaydın kimbilir belki ben de olmazdım
Gül kokan rüzgarla nasıl geçermiş gelecek yıllar
Yere iner mi gökteki yıldızlar
Dinleyemem bunlar hep boş laflar
Aşk bitince sözler neye yarar
-Yüreğim bu söylüyor sözleri inan
Palavra palavra palavra
-Dinle beni
Palavra palavra palavra
-Noolur
Palavra palavra palavra
-Yemin ederim
Palavra palavra palavra palavra palavra
Hepsi palavra inanmam sana
Palavra palavra palavra
-Güzelsin
Palavra palavra palavra
-Ne güzelsin
Palavra palavra palavra
-Çok güzelsin
Palavra palavra palavra palavra palavra
Hepsi palavra inanmam sana
.
.
Italyanca sozler
Parlato: Cara, cosa mi succede stasera, ti guardo ed è come la prima volta Canto : Che cosa sei, che cosa sei, che cosa sei
Parlato: Non vorrei parlare
Canto: Cosa sei
Parlato: Ma tu sei la frase d’amore cominciata e mai finita
Canto: Non cambi mai, non cambi mai, non cambi mai
Parlato: Tu sei il mio ieri, il mio oggi
Canto: Proprio mai
Parlato: È il mio sempre, inquietudine
Canto: Adesso ormai ci puoi provare/ chiamami tormento dai, già che ci sei Parlato: Tu sei come il vento che porta i violini e le rose
Canto: Caramelle non ne voglio più
Parlato: Certe volte non ti capisco
Canto: Le rose e violini
questa sera raccontali a un’altra, violini e rose li posso sentire
quando la cosa mi va se mi va, quando è il momento
e dopo si vedrà
Parlato: Una parola ancora
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Ascoltami
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Ti prego
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Io ti giuro
Canto: Parole, parole, parole, parole parole soltanto parole, parole tra noi
Parlato: Ecco il mio destino, parlarti, parlarti come la prima volta
Canto: Che cosa sei, che cosa sei, che cosa sei,
Parlato: No, non dire nulla, c’è la notte che parla
Canto: Cosa sei
Parlato: La romantica notte
Canto: Non cambi mai, non cambi mai, non cambi mai
Parlato: Tu sei il mio sogno proibito
Canto: Proprio mai
Parlato: È vero, speranza
Canto: Nessuno più ti può fermare
chiamami passione dai, hai visto mai
Parlato: Si spegne nei tuoi occhi la luna e si accendono i grilli
Canto: Caramelle non ne voglio più
Parlato: Se tu non ci fossi bisognerebbe inventarti
Canto: La luna ed i grilli
normalmente mi tengono sveglia
mentre io voglio dormire e sognare
l’uomo che a volte c’è in te quando c’è
che parla meno
ma può piacere a me
Parlato: Una parola ancora
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Ascoltami
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Ti prego
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Io ti giuro
Canto: Parole, parole, parole, parole parole soltanto parole, parole tra noi Parlato: Che cosa sei
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Che cosa sei
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Che cosa sei
Canto: Parole, parole, parole
Parlato: Che cosa sei
Canto: Parole, parole, parole, parole parole soltanto parole, parole tra noi

Kykuit