9/29/2006

Adınız????


Manhattan : Bölgede yaşayan Algonquin kabilesine bağlı kızılderililer tarafından Man-a-hat-ta ismi verilmiş ve bu isim zamanla Manhattan olarak kullanılmaya başlanmıştır. Şehir aynı zamanda “Big Apple” olarak da tanınmaktadır. 1920'li yıllarda New Orleans’ta yaşayan jazz müzisyenlerinin en büyük hayali bir gün New York’taki büyük Jazz klüplerinde çalıp ünlü olmaktı ve kendi aralarında bundan bahsederken, “big apple" yani "büyük elma” benzetmesini kullanıyorlardı. Benzetmede ki elmanın hem büyüklüğü hem de sulu olması onların ünlü olma yolundaki heveslerini öyle güzel ifade ediyordu ki bu kullanım bir süre sonra epey yaygınlaşmaya başladı ve bir süre sonra pekçok kişi New York yerine sadece “Big Apple” demeye başladı.
Brooklyn : Hollandalı göçmenler bu bölgeye, Hollanda’da bulunan “Breuckelen” koyunun adını vermişler, zamanla bu isim deformasyona uğramış ve günümüzdeki ismini almıştır. Şu anda pekçok Rus, Ukraynalı, İtalyan ve Yahudi ailenin yaşadığı yer olan Brooklyn, meşhur pastahaneleri, pizzacıları, okulları, kiliseleri ve Coney Island’da bulunan meşhur plajları, Park Slope’ta bulunan trendy mekanları, Brooklyn Heights’de belki de görebileceğiniz en güzel Manhattan Manzarası ile özellikle Avrupa’dan gelen göçmenlerin gözde mekanı. Woody Allen, Mae West, Barbara Streisand, Carole King, Neil Diamond, Mel Brooks ve şu anda aklımıza gelmeyen pekçok ünlü burada yetişmiş. Eğer yolunuz buradan geçerse, Brooklyn Botanical Gardens, Prospect Park, Coney Island, The New York Aquarium ve tabii ki Brooklyn Museum of Art’ı ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.
Queens : İngiltere Kralı, II. Charles’ın eşi Catherine’ e ithafen bu isim verilmiştir. Günümüzde toplam 120 lisanın konuşulduğu, New York’un iki havaalanının bulunduğu bu bölgede, Paul Simon, Jerry Seinfeld gibi ünlülere de ev sahipliği yapmış. Şu anda çoğunlukla Türk ve Yunanlıların yaşamayı tercih ettikleri yerlerin başında geliyor.
Bronx : İsveçli Jonas Bronck, 1600’lu yıllarda Harlem ve Aquahung nehirleri arasında ki 50 akrelik alanı satın alma cesaretini gösteren ilk beyazdı. Daha sonraları nehire “Bronck Nehri” dendiyse de bir süre sonra burası kısaca “Bronx” diye adlandırıldı. Yolunuz buradan geçerse mutlaka Bronx Hayvanat bahçesini, meşhur Yankee Stadium’u ziyaret edin.
Staten Island: 1609 yılında Henry Hudson tarafından “Staaten Eylandt” adı verilmiştir. Manhattan‘dan ferry ile sadece 25 dk uzaklıkta olmasına rağmen ancak 1964 yılında Verrazano Köprüsü açıldıktan sonra kendisini biraz daha New York’a ait hisseden bu küçük ada bazı New York’lular tarafından hala şehrin bir parçası olarak görülmemektedir·
Chelsea : 1750 yılında, Kaptan Thomas Clarke tarafından Londra’da bulunan ünlü ”Chelsea Hastahanesi”nden esinlenerek adlandırılmıştır. Şu anda gay ve lezbiyenlerin en çok tercih ettikleri yerlerin başında en üst sırayı alıyor.
Greenwich Village : İngiltere’de bulunan ünlü kasabaya ithafen bu isim verilmiştir. Daha sonraları halk arasında kısaca “Village” olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle sanat galerileri, restaurantları, dükkanları ile şehrin görülmeye değer yerlerden biri. 1800’li yıllarda Edgar Allan Poe, Walt Whitman ve Mark Twain gibi önemli edebiyat ustaları, daha sonraki yıllarda ünlü ressam Jackson Pollock, ünlü şair-besteci-yorumcu Bob Dylan burada yaşamış. Eğer buraya yolunuz düşerse, Hudson St. ve 11. avenue'nun kesiştiği yerde bulunan 120 yıllık “White Horse Tavern”a uğramayı unutmayın. Pekçok ünlü yazar, şair ve sanatçıya ev sahipliği yapan bu ünlü mekanın belki de en önemli konuğu, şair, Dylan Thomas olduğunu da söylemeyi ihmal etmeyelim.
Harlem : New York’ta 1658 yılında da valilik görevini sürdüren Peter Stuvyesant bugünkü adıyla kısaca “Harlem” olarak bilinen bölgeye, Hollanda’da bulunan Haarlem şehrine ithafen “New Haarlem” adını vermişti. Vali, şehir halkını daha ziyade kızılderililerin yaşadığı bu yerleşim alanında yaşamaya ikna edebilmek ve bu sayede de bölgede ki tarımcılık faaliyetlerini artırabilmek için türlü yollar deniyordu. Bölgeye taşınacak en az 25 aileye, vergi indirimi, Long Island’a kadar gitmelerini sağlayacak ferry boat ve topluluğun dini işlerinden sorumlu olacak bir rahip sözü veriyordu. Kızılderililer yavaş yavaş başka alanlara taşınmaya başladıkca, beyazlar 125. cadde ve Harlem nehri kenarına çevresine doğru taşınmaya başladı. 1900’lu yılların başında kurulan metro hattı sayesinde bu bölgeye pekçok insanın gelmesi düşünüldüğünden birçok proje hazırlanmış ve binlerce bina ev sahiplerini beklemeye başlamış ve istenilen gerçekleşmeyince Philip Payton adında bir şehir planlamacısı bu boş binaların pek çoğunu satın almış ve zenci ailelere satmıştır. 1920’li yıllara gelindiğinde Amerika’da bulunan en büyük zenci topluluğu bu bölgede yaşamaktaydı. Harlem, bir dönem müziğin kalbi sayılmış ve dünyanın en ünlü şarkıcılarının sahne aldığı pekçok gece klübüne ev sahipliği yapmıştır. Duke Ellington, Dizzy Gillespie, Louis Armstrong, Johny Hallyday, Ella Fitzgerald ilk akla gelen müzisyenler... Cotton Club, Apollon Theather ise o dönemin sayılabilecek en ünlü mekanları denilebilir. 1940'lı yıllara gelindiğinde ülkede yaşanan krizden Harlem’de nasibini almış ve ekonomik alanda tam bir çöküntüye uğramıştır. Devletten bir yardım alamadığı için yatırım yapılamayan bu bölgede, 1960’lı yıllarda Malcolm X”in öldürülmesiyle de isyan çıkmış, insanlar yıllardır bastırdıkları kızgınlığı sokaklara taşımıştır. Pekçok işyeri talan edilmiş, binalar yakılmış ve Harlem 20 sene sürecek bir durgunluk dönemine girmiştir. Ancak 1990 yılına gelindiğinde Harlem yeniden doğuşunu yaşayabilmiştir. 90'ların sonunda bölgeye yeni yatırımlar yapılmaya başlanmış ve eskisi kadar olmasa bile hareketli günlerine biraz olsun dönebilmiştir. Geçen yılın sonunda da, Bill Clinton, ofisini Harlem'in orta yerinde açmaya karar verdiğinde, Harlem'in düşünüldüğü kadar tehlikeli bir yer olmadığını New Yorklulara gösteren belki de en güzel girişimini yapmıştır.
Gramercy : Yine meşhur vali, Peter Stuvyesant bu bölgeyi tarif ederken, burada bulunan vadi ve , “Crommessie” denilen dereden bahsediyordu. Derenin adı Hollandaca “küçük eğri bıçak” anlamına gelen iki kelimenin birleşiminden oluşuyordu. Bu isim de zamanla deforme olmuş ve günümüze “Gramercy” olarak gelmistir. Günümüzde şık evlerin, huzurlu caddelerin bulunduğu oldukça şirin bir bölge.
SoHo : South of Houston Street. Kısaca Houston caddesinin güneyi anlamına gelen SoHo, 1960 yılında bu bölgede yaşayan bir sanatçı tarafından adlandırılmıştır. Pekçok entellektüelin yaşama alanı olarak tercih ettiği yerlerin başında geliyor.
TriBeCa : Triangle Below Canal. Canal'in asagisindaki ucgeni ifade etmek icin, 1970’li yıllarda bölgede emlakçılık yapan biri tarafından kullanılmaya başlanmış.
Astor Place : 1830 yılında Amerika’nın en zengin insanı seçilen John Jacob Astor, bu ülkeye göçmen olarak 1784 yılında gelmişti. Kardeşiyle bir süre müzik aletleri satarak geçimini sağladıktan sonra, Uzakdoğu ile yaptığı kürk ve mal ticaretinde çok büyük gelir elde etmeye başlayınca, emlakçılığa el atmış ve kazancının büyük bir kısmını satın aldığı toprak parçaları için kullandı. Bugün Astor Place olarak bilinen, pekçok etnik restaurantın bulunduğu ve gençlerin uğrak yeri olan bu bölgenin tamamını satın aldı. Bir süre sonra da buraya onun ismi verildi.

No comments:

Post a Comment